Gizli Obezite: İnce Görünüp Sağlıksız Olabilirsiniz

"Ama ben zaten zayıfım..."

Belki de en sık duyduğum cümlelerden biri bu. Kan tahlillerinde insülin direnci çıkmış, kolesterol değerleri yükselmeye başlamış ya da kişi kendini sürekli halsiz hissediyor. Bunları konuşurken beslenme düzenine geçtiğimizde ise ilk tepki genellikle aynı oluyor:

"Ama ben kilolu değilim ki..."

İşte tam da burada çoğu kişinin gözden kaçırdığı önemli bir durum karşımıza çıkıyor: Gizli obezite.

Evet, kulağa biraz şaşırtıcı geliyor olabilir. Çünkü yıllardır bize sağlığın yalnızca tartıdaki rakamla ölçüldüğü öğretildi. Oysa bugün biliyoruz ki tartıda gördüğünüz sayı, vücudunuzda olup bitenlerin yalnızca küçük bir kısmını anlatıyor.

TARTI HER ZAMAN GERÇEĞİ SÖYLEMEZ

Pek çoğumuz sabah tartıya çıkıyor ve günümüzü orada gördüğümüz sayıya göre şekillendiriyoruz.

Bir kilo eksildiyse mutlu oluyoruz. Bir kilo fazlaysa moralimiz bozuluyor.

Oysa tartı size yalnızca toplam ağırlığınızı söyler. O ağırlığın ne kadarının kas, ne kadarının yağ, ne kadarının su olduğunu söylemez.

Şöyle düşünün...

Boyu ve kilosu tamamen aynı olan iki kişi hayal edin. İkisi de dışarıdan bakıldığında oldukça fit görünüyor olabilir. Ancak birinin vücudunda kas dokusu fazla, yağ oranı düşükken diğerinde kas oranı az, yağ oranı yüksek olabilir. İkisi aynı kiloda olsa bile metabolik açıdan aslında çok farklı iki kişiden bahsediyoruz.

İşte bu nedenle artık sadece kilo değil, vücut kompozisyonu çok daha fazla önem kazanıyor.

GİZLİ OBEZİTE TAM OLARAK NEDİR?

Gizli obezite; vücut kitle indeksiniz normal olmasına rağmen vücut yağ oranınızın yüksek, kas kütlenizin ise olması gerekenden düşük olmasıdır.

Yani dışarıdan bakıldığında fazla kilolu görünmeyebilirsiniz. Hatta çevreniz size sık sık;

"Senin diyet yapmana gerek yok." diyor olabilir. Ancak metabolik olarak işler düşündüğünüz kadar yolunda olmayabilir.

Bilimsel yayınlarda bu durum "Normal Weight Obesity (NWO)" yani normal kilolu obezite olarak tanımlanıyor ve son yıllarda üzerinde giderek daha fazla çalışma yapılıyor.

PEKİ BU NEDEN OLUYOR?

Modern yaşam tarzının bunda oldukça büyük bir payı var.Sabah bilgisayar başına geçiyoruz, saatlerce oturuyoruz. Arabayla işe gidiyoruz. Asansörü tercih ediyoruz. Akşam eve geldiğimizde de günün yorgunluğuyla hareket etmek yerine dinlenmeyi seçiyoruz.

Bunun üzerine bir de düzensiz beslenme, yetersiz protein alımı ve sık sık yapılan şok diyetler eklendiğinde kas kaybı kaçınılmaz hale geliyor. Kas dokusu azalırken yağ oranı ise fark edilmeden artabiliyor. Üstelik bu değişim çoğu zaman tartıya bile yansımıyor.

İnce görünmek, metabolik olarak sağlıklı olduğunuz anlamına gelmez. Belki de bu yazının en önemli cümlesi bu. Çünkü gizli obezitesi olan kişiler kendilerini çoğu zaman risk grubunda görmezler. "O kadar kilolu insanlar varken bende ne sorun olabilir ki?" diye düşünürler.

Oysa bilimsel çalışmalar; normal kiloda olup yağ oranı yüksek olan bireylerde de;

  • insülin direnci,
  • tip 2 diyabet,
  • yüksek kolesterol,
  • hipertansiyon,
  • karaciğer yağlanması,
  • metabolik sendrom ve
  • kalp-damar hastalıkları

gibi sağlık sorunlarının daha sık görülebildiğini gösteriyor. Yani bazen risk, gözle gördüğümüz kilodan çok daha derinde olabiliyor.

KENDİNİZDE BU DURUMU FARK EDEBİLİR MİSİNİZ?

Elbette yalnızca belirtilere bakarak "Gizli obeziteniz var." demek doğru olmaz. Ancak bazı ipuçları değerlendirme yapılması gerektiğini düşündürebilir. Örneğin; tartıda normal kilodasınız ama bel çevreniz giderek genişliyor, çabuk yoruluyorsunuz, güç gerektiren işlerde eskisi kadar iyi değilsiniz, düzenli egzersiz yapmıyorsunuz, protein tüketiminiz oldukça düşük, kan tahlillerinizde zaman zaman kolesterol veya insülin direnci gibi sorunlarla karşılaşıyorsunuz.

Bu durumda yalnızca kiloya bakmak yerine vücut kompozisyonunuzu değerlendirmek çok daha doğru olacaktır.

Toplum olarak uzun yıllardır sağlığı yalnızca kilo üzerinden değerlendirmeye alıştık.

Oysa bugün biliyoruz ki ince görünmek ile sağlıklı olmak aynı şey değildir.

Gerçek sağlık; kas kütlenizin, yağ oranınızın, bel çevrenizin, kan değerlerinizin ve yaşam alışkanlıklarınızın birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkar.

Bu nedenle yalnızca tartıda gördüğünüz rakama güvenmeyin. Eğer uzun zamandır kendinizi yorgun hissediyor, kan tahlillerinizde metabolik sorunlarla karşılaşıyor ya da normal kiloda olmanıza rağmen bel çevrenizin arttığını fark ediyorsanız, vücut kompozisyonunuzun değerlendirilmesi faydalı olacaktır.

Unutmayın; hedef sadece daha zayıf görünmek değil, daha güçlü, daha sağlıklı ve yaşam kalitesi yüksek bir vücuda sahip olmaktır. Bazen aynadaki görüntü değil, vücudunuzun iç dengesi size en önemli mesajı verir.

 

KAYNAKLAR

American College of Sports Medicine. (2022). ACSM's guidelines for exercise testing and prescription (11th ed.). Wolters Kluwer.

De Lorenzo, A., Martinoli, R., Vaia, F., & Di Renzo, L. (2006). Normal weight obese (NWO) women: An evaluation of a candidate new syndrome. Nutrition, Metabolism and Cardiovascular Diseases, 16(8), 513–523.

Kim, J. Y., Han, S. H., & Yang, B. M. (2022). Normal-weight obesity and its association with cardiometabolic risk factors: A systematic review and meta-analysis. Obesity Reviews, 23(2), e13356.

Maffetone, P. B., & Rivera-Dominguez, I. (2017). Normal weight obesity: An underrecognized problem in individuals of normal body weight. Frontiers in Nutrition, 4, 79.

Oliveros, E., Somers, V. K., Sochor, O., Goel, K., & Lopez-Jimenez, F. (2014). The concept of normal weight obesity. Progress in Cardiovascular Diseases, 56(4), 426–433.

World Health Organization. (2024). Obesity and overweight.

Diğer İçerikler

Top